Krizde Türkiye’yi İzleyin,OECD’den Kötü Haber!
Posted 04 Aralık 2008 – 12:50 in: HaberAvrupa Ekonomik İşbirliÄŸi ve Kalkınma Örgütü (OECD), yılda iki kez hazırladığı ekonomi raporunun ikincisinde Türkiye’yi G7 ülkelerinin dışında krizden en kötü etkilenecek ülkeler arasında saydı.
Ayrıca,OECD raporu, Türkiye’nin krizden ençok etkilenecek ülkelerden olduÄŸu tespitinin yapıldığı tek yer de deÄŸil. BBC Yort Üniversitesinin Kanadalı iktisatçısı David McNally ile bir röpörtaj yaptı.
Ayrıntılar ;
McNally; “Ekonomik krizde Türkiye’yi ve Güney Afrika’yı izleyin; krizin etkisinin en yoÄŸun hissedileceÄŸi ülkeler bunlar” demiÅŸti.
BBC Profesör David McNally ile konuÅŸtu ve kendisine önce krizden en kötü etkilenecek ülkeler arasında neden Türkiye’yi gördüğünü sordu:
David McNally: Türkiye’yi izleyin derken kastettiÄŸim ÅŸuydu: Türkiye ve Güney Afrika’nın cari açıkları, geliÅŸmekte olan ekonomiler diye tabir edilen diÄŸer ülkelere kıyasla, özellikle yüksek. Baktığım istatistikler, Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın yüzde 7,5 ila yüzde 8′i boyutunda bir cari açığı olduÄŸunu gösteriyor. Bu da, Türkiye yabancı sermaye akışına ciddi bir ÅŸekilde ihtiyaç duyuyor demek.
Dolayısıyla bu krizin herhangi bir noktasında, Türkiye’ye yabancı sermaye akışı aksarsa bu, ülke ekonomisi için bir felaket demek olur. Bu durumda özellikle para biriminin deÄŸeri olumsuz etkilenir — ki bu ÅŸimdiden yaÅŸanmaya baÅŸladı. Bu da, Merkez Bankası’nı cevap olarak faizleri artırmaya zorlar. Ancak faiz artırımı da bir sonraki aÅŸamada, ülke ekonomisini yavaÅŸlatacak.
Oysaki bu, küresel ekonomideki durgunluk nedeniyle, ekonominin canlandırma tedbirlerine en ihtiyaç duyduğu bir dönemde yaşanacak. Ekonomik durgunluğu daha da derinleştirecek.
BBC Türkçe: Bu krizin dünya ekonomisinin merkezinde, ekonomisi en geliÅŸmiÅŸ Batılı ülkelerde baÅŸladığı düşünüldüğünde, sermayenin geliÅŸmekte olan ülkelere akma eÄŸiliminde olacağı düşünülemez mi? Türkiye’nin sermayenin tercih edeceÄŸi bu ülkelerden biri olmasını engelleyen faktörler neler?
David McNally: Böyle bir eÄŸilimin var olduÄŸuna katılıyorum ancak sermaye akışında bunun tersi bir eÄŸilimi de gözleyebiliyoruz. Ancak geliÅŸmekte olan ülkelere akan sermaye şöyle bir mantıktan hareket ediyor: GeliÅŸmekte olan ülkelerin kendileri, para birimlerinin deÄŸerini devalüasyona uÄŸratır ya da para biriminin deÄŸeri uluslararası piyasalarda düşerse, dolar, euro ya da yen sahibi olan sermayedarlar için Türkiye’de emek piyasası daha ucuz bir hale gelir.
Türkiye’de ekonomik iÅŸtiraklerde bulunmanın maliyeti azalır. Dolayısıyla bu tür krizlerde, çevre ülkelerinin para birimi deÄŸer kaybettiÄŸinde, sermayede dediÄŸiniz gibi bir eÄŸilim olur.
Ancak bu akışı mümkün kılan zemin, Türkiye gibi ülkelerin ekonomilerini ekonomik kalkınma zincirinin en son halkalarından biri haline getirir. Çalışanlara ödenen reel ücretlerdeki düşüş de, iç pazarın daralması sonucunu doğurur ve ekonomiyi yabancı yatırıma ve ihracata bağımlı hale getirir.
Sonuçta da, ekonominin daha da bağımlı hale geldiÄŸi uluslararası sermaye baÅŸka bir ülkeye taşındığında bunun çok ağır etkileri olur. Böyle bir sorunu ÅŸu anda Çin bile yaşıyor. Çin’in bazı bölgelerindeki yabancı sermaye yatırımları, ÅŸu sıralarda Vietnam gibi emeÄŸin daha da ucuz olduÄŸu ülkelere gidiyor.
BBC Türkçe: Peki, krizin Türkiye’ye etkisi özellikle hangi sektörler üzerinden olacak?
David McNally: Aslında bazı anlamlarda, krizden etkilenmeyecek tek bir sektör bile kalmayacak. Ama yabancı yatırıma ve ihracata dayalı sektörler, krizden en ağır etkilenecekler olacak. Örneğin gıda sektörü gibi çoğunlukla iç pazara hitap eden bir sektör, iç pazarda daralma yaşandıkça etkilenecek.
Ancak bu sektörlerdeki etkilenme, gittikçe daralan uluslararası pazara ihracat yapan sektörlerinki gibi olmayacak. Elektronik pazarının gelecek yıl içinde yüzde 10 civarında küçüleceğine işaret eden son tahminlere baktığımızda, daralacak bu sektörler arasında örneğin elektroniğin olduğunu görebiliyoruz.
‘Türkiye ilk aÅŸamayı hafif atlattı ama güvende deÄŸil’
BBC Türkçe: Sizin ve baÅŸka bazı iktisatçıların söylediklerine ya da OECD raporuna baktığımızda Türkiye ekonomisinin geleceÄŸine iliÅŸkin karamsar bir tablo çıkıyor ancak Türkiye’de hükümet henüz baÅŸka ülkelerde olana benzer bir ekonomik kurtarma paketi açıklamış deÄŸil. Sizce bu güvenin temelleri neler olabilir?
David McNally: Bence bunun birkaç nedeni var. Türkiye ekonomisi krizin şu aşamasına kadar İrlanda, İngiltere ya da Amerika Birleşik Devletleri ekonomileri kadar etkilenmedi. Dolayısıyla, Türkiye krizin erken aşamalarının etkilerinden önemli ölçüde muaf kaldı şimdiye kadar.
Kanada ekonomisi gibi, ağırlıklı olarak finansal olan krizin ilk aşamasının etkilerini daha az hasarla atlattılar ve bu nedenle güvende olduklarını düşündüler ama bence bu doğru değil. Çünkü uluslararası pazarların daraldığı, hatta çöktüğü bir aşamada (ki şu anda bu aşamadayız) uluslararası pazarlara ihracat yapma gereksinimi daha yüksek olan ülkeler krizden çok ciddi bir şekilde etkilenecekler ve işsizlik hızla ve çok ciddi bir şekilde yükselecek.
Bence, Türkiye hükümeti şöyle bir şey yaşadı: Krizin ilk aşamasında banka kurtarma paketleri açıklamaları gerekmedi bu nedenle de krizi olması gerekenden daha hafife aldılar. Oysa ki üretimde yaşanacak bir daralmanın ve işsizliğin artması ardından, yabancı yatırımcılar Türkiye ekonomisine karşı bir güvensizlik geliştirirlerse, yabancı sermaye ülkeden hızla çıkmaya başlayacak.
‘IMF stratejisi resesyonu derinleÅŸtirir’
BBC Türkçe: Åžimdilerde hükümetin Uluslararası Para Fonu IMF’yle görüşmeleri var. Sizce IMF krizin Türkiye ekonomisine etkilerini azaltmak için yeterince güçlü bir çıpa olabilecek mi?
David McNally: IMF’yle yapılacak anlaÅŸmanın ortaya koyduÄŸu sorun, IMF’nin yardım karşılığı Türkiye’ye sunacağı talepler. Çünkü IMF 1980′lerde kurduÄŸu modele göre çalışmaya devam ediyor. Bu modele göre de Türkiye’ye aktaracağı paraları geri alabilmek için, kamu harcamalarında, devletin sunduÄŸu hizmetlerde kısıntıya gidilmesini öngörüyor.
Ancak ekonominin durgunluÄŸa girdiÄŸi bir aÅŸamada devletin de harcamalarını kısmasının resesyonu daha da kötü bir hale getirmekten baÅŸka bir etkisi olmaz. IMF, Türkiye ile görüşmesinde Macaristan ve Pakistan’la görüşmelerde yaptığı gibi, Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde uygulanan ekonomik stratejinin tam tersini önerecek.
BBC Türkçe: Dolayısıyla, IMF’nin önerdiÄŸi strateji temelsiz mi diyorsunuz?
David McNally: Evet, bu strateji temelsiz çünkü IMF’ye baÅŸvuran ülkelerin ekonomileri de, tıpkı Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’daki ülkeler gibi mali canlandırma paketlerine ihtiyaç duyuyor. Çünkü artan iÅŸsizlikle birlikte tüketici harcamaları düştüğünde, hükümet devreye girmezse, resesyon daha kötü bir hale gelir. Dolayısıyla IMF geliÅŸmekte olan ülkelere, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkelerinin uyguladığı modellerin tam tersini öneriyor.
‘IMF krizi Türkiye gibi ülkelere taşımayı amaçlıyor’
BBC Türkçe: Peki temelsiz olduğunu söylediğiniz böylesi bir stratejiyi IMF hangi amaçla öneriyor?
David McNally: Bence IMF’nin oluÅŸturduÄŸu bir model var ve bu modele göre krizin en yoÄŸun etkisi, merkezden kalkınmakta olan Türkiye gibi ülkelere doÄŸru yayılmalı. IMF görevinin çevre ülkeleri deÄŸil, sistemin merkezini kurtarmak olduÄŸunu düşünüyor. SöylediÄŸim gibi onların modeli her zaman bu olmuÅŸtur. İkinci bir neden de ideolojik.
IMF’de şöyle bir anlayış var: EÄŸer bir hükümet IMF’ye borç için baÅŸvuruyorsa, aldığı borcu geri ödemek için kamu harcamalarını kısmalı. Böyle hareket ederek de temel mantıklarını şöyle ortaya koyuyorlar: Öncelikli olan uluslararası finans kuruluÅŸlarıdır, ulusal ekonomiler ya da insanların (bu durumda Türkiye’deki insanların) yaÅŸam standartları deÄŸildir.
‘Türkiye, Latin Amerika’yı izleyip dış borçları durdurmalı’
BBC Türkçe: Türkiye gibi ülkeler krizin etkilerini azaltmak için ne yapmalı?
David McNally: Sorun ÅŸu, Türkiye de hükümet ancak, siyasal hareketlerden ve sendikalardan çok ciddi bir kitle hareketi olduÄŸu takdirde doÄŸru ÅŸeyleri yapabilir. Türkiye gibi ülkelerin hükümetleri “Öncelikli olan insanlarımız ve onların yaÅŸam standartlarıdır. EÄŸer bu dış borçlarımızı ödeyemeyeceÄŸimiz anlamına geliyorsa bırakalım öyle olsun.” diyebilmeli.
Ekvator örneÄŸin, dış borcunun yaklaşık yüzde 40′ını donduracağını açıkladı. Dolayısıyla ulusal geliri dış borcu ödemek için kullanmak yerine (bu da zaten IMF modelinin kendisidir) “İnsanlarımızın yaÅŸam standartları önemlidir” diyebilmeli. Bazı Latin Amerika ülkeleri krize söylediÄŸim ÅŸekilde bir tepki vereceklerinin iÅŸaretlerini veriyorlar.
Tags: kriz, oecd
